Bursa30°

Eleştiri, gelişmiş toplumun motoru

Eleştiri, gelişmiş toplumun motoru

13 Ağustos 2017 Pazar, 08:46


Geçen hafta adına 'veli' denen insan canlısının, evladı lise sonda okumuş kesimi kıpır kıpırdı.
Çoğunun yavrusu üniversiteye girdi çünkü.
***
Arkadaşım Dr. Nazmi Kurtaş şu paylaşımda bulunmuş:
'OECD'nin yaptığı eleştirel düşünme ve problem çözme araştırmasına göre; ülkemizde ileri düzeyde eleştirel düşünen, itiraz edebilen gençlerin oranı sadece yüzde 2.2.
Oysa OECD'nin ortalaması yüzde 11.
Güney Kore'de bu oran yüzde 28...'
Başkalarını bilmem, en azından ben, yaşadığım sürece eleştirel düşünen ve itiraz eden gençlerle mücadele eden bir otoriteden başka bişey görmedim!
Hem genç, hem eleştirel düşünecek, arada da itiraz edecek öyle mi?

Vur kafasına, süründür yerlerde, at içeriye!
Bak bakalım akıllanmıyor mu?!
Bu yaşa geldim, 'Eleştiri gelişmiş toplumların motorudur!' diyen bir idareciye/ siyasetçiye de rastlamadım!
Eleştiri, dünyayı olduğu gibi kabul etmemek demek!
Fen bilimlerinde, sosyal bilimlerde 'icat çıkarmak!' demek.
Bilim için, bilimsel üretim için iklim, şimdi değil, uzuuun zamandır namüsait bu ülkede.
Oysa, 'Bir ulusu yıkmak için atom bombasına veya uzun namlulu füzeye gerek yok!' deniyordu okuduğum bir aforizmada ve şöyle devam ediliyordu:
'Eğitimin kalitesini düşürmeniz yeter!'
Eğitimin kalitesi, (eleştirel aklın sınırlandığı- yasaklandığı ülkede) ne kadar fazla yatırım yaparsan yap, bütçeden eğitime ne kadar fazla pay ayırırsan ayır, artmaz.
Daha genel bir söylemle; gençleri ve aydınları aykırı şeyler söylemeyen ülkeden cacık olmaz!
***
Dönersek yazının başındaki üniversite mevzusuna:
Adamlar, ülke yönetiminden yerel yönetimlere, oyunlardan filmlere, kitaplardan restoranlara her şeyi eleştiriyorlar ve bu sayede gelişiyorlar.
Bizde ise eleştiri yok denecek düzeyde, en çok olması gereken yerde, üniversitede bile.

*Ses ve puan kirliliği olarak Eurovision!..

'Yunaytıd kingdım siks point, voyamomi set point!'
En çok neye hayıflanıyorum biliyor musunuz?
Şu sözleri duyamayacağımıza!
Eurovision'da bu yıl da yokmuşuz.

Böylece göremeyeceğiz, Baltık ülkelerinin birbirine bol keseden verdiğini, Yunanistan'la Güney Kıbrıs'ın karşılıklı jestlerini, dağılan Yugoslavya Cumhuriyetleri'nin birbirlerini pek sevmemelerine rağmen birbirlerine oy vermelerini. (İçlerinde yaşayan halkların, oylamaya yüklenmeleri vesilesiyle.)
Benim için en heyecan verici bölüm zaten oy'du.
Allah sizi inandırsın, 'şarkı söylenen bölümü' pas geçip sadece 'oylama'yı seyrettiğim bile olmuştu.
Neyse, 'Yunaytıd kingdım seven point!' lafını duyamayacağız bu bahar da. Bülent Özveren yaşıyor mu ya?
Meraklısına: Evet yaşıyor, 74 yaşında. Adama 'senede bir gün çalışıyor' diye eleştiri yapılıyordu, buyur o da yok artık.

DİĞER YAZILARI